Ayalgu

Terim

Ayalgu, eski Türkçede nota ya da nota yazısı anlamına geldiği bildirilen bir kelimedir. Bu madde esas olarak Mahmut Ragıp Gazimihal’in Musiki Sözlüğü‘ndeki “Ayalgu” maddesine dayanır (s. 25-26); Gazimihal’in andığı birincil kaynaklar (Çağatay sözlüğü, Tansuknâme, Kâşgarlı Mahmud) bu madde için görülmemiştir. Kubbealtı Lugatı’nda ve TDV İslâm Ansiklopedisi’nde “Ayalgu” maddesi yoktur.

Kelimenin anlamı

Gazimihal,⁠​‌​​‌‌​‌​‌​​‌‌​​​​‌‌​​​‌​​‌‌‌​​‌⁠ kelimenin eski Çağatay Türkçesinde de yaşadığını belirtir. Ona göre “Çağatay Sözlüğü” bu eski Türkçe kelimeyi “en başta «nagamat tahririnde kullandıkları med, nota»” diye açıklar. Sözlüğün belirttiği başka anlamlara bakılırsa, Gazimihal’e göre bu eski anlamın zamanla unutulduğu düşünülebilir (s. 25). Teyit bekliyor: Gazimihal’in “Çağatay Sözlüğü” dediği eserin hangisi olduğu ve kelimenin orada verilen anlamları.

Tansuknâme’deki kayıt

Gazimihal’e göre ayalgu denilen Türk nota yazısının hangi esasa dayandığını gösteren tarihî bir belge bulunamamıştır. Bununla birlikte Orta Asya Türk kültüründe, belki İslâmiyet’ten önce, notadan saz çalındığının hatırası ona göre “artık sabittir; ilk bir kaynak üstünde durulmuştur” (s. 25). Gazimihal bu kaynağı şöyle tanıtır: tahminen XIII. yüzyılda Asya Türkçesiyle yazılmış bir kaynaktan Farsçaya çevrilmiş bir yazmanın İstanbul’da bulunan tek nüshası; bu nüsha Türkçeye çevrilerek İstanbul Üniversitesi tarafından Tansuknâme adıyla bastırılmıştır (s. 25). Teyit bekliyor: eserin tam adı, telif tarihi, yazma nüshası ve İstanbul Üniversitesi baskısının künyesi.

Gazimihal’in bu baskıdan aktardığına göre (baskının “S. 24″ü) kitapta Hıtaylıların musiki ilmindeki mahareti anlatılırken şöyle denir:

“çalgı⁠​‌​​‌‌​‌​‌​​‌‌​​​​‌‌​​​‌​​‌‌‌​​‌⁠ çalan, öğrenmediği bir şarkı veya gazeli sazla çalmak isterse birkaç gün taallüm etmeye ve besteyi bir lâhzada saz ve ney ile çalacak bir kaide ve usûl icadına muhtaçtır ki o usûl de şudur: her ses için muayyen bir şekil kabul etmişlerdir.” (Gazimihal, s. 25)

Aynı aktarıma göre şarkıyı okuyan üstat her ses için öğrencinin öğrenmesi için bir şekil koyar; öğrenci şekle bakınca hangi ses olduğunu bilir ve sazla çalar, üçüncü çalışta eseri yanlışsız çalar (s. 25).

Gazimihal bu kayıttan, Uygurların kendi alfabelerinden esinlenmiş işaretlerle nota yazdıklarının “tahminen” çıkarılabileceğini söyler. Kitapta Müslüman olmayan Uygurların anıldığını, İranlı yazarın Hıtaylıların Arap harflerini bilmediklerini ve bir çeşit “hiyeroglif işi yazı” kullandıklarını özellikle söylediğini de ekler (s. 25-26).

Başka⁠​‌​​‌‌​‌​‌​​‌‌​​​​‌‌​​​‌​​‌‌‌​​‌⁠ yerel kaynaklar bu kitabı şöyle anar: – Nazmi Özalp’in Türk Mûsikîsi Tarihi‘nin yazma eserler listesinde eser “Tansuknâme-i Elhan der Fünûn-ı Ulûm-i Hatâi” adıyla ve “Ayasofya Kitaplığı No: 3596” kaydıyla geçer. Teyit bekliyor: OCR’dan alınan eser adı ve kayıt numarası; sayfa görüntüsüyle ya da kütüphane kaydıyla karşılaştırılmadı. – Ahmet Şahin Ak’ın Türk Musikisi Tarihi‘nde, Murat Bardakçı’nın bir dergi yazısından yapılan alıntıda, ayalgudan “sadece tek bir kaynakta”, 13. yüzyılda yazılmış Farsça Tansuk-nâme-i İlhânî der Ulûm-ı Fünûn-ı Hitâî‘de söz edildiği belirtilir (s. 25). Bu ikinci el bir aktarmadır.

“Nöm” kelimesi üzerine Gazimihal’in tahmini

Gazimihal maddeye şu bilgiyi ekler: eski Asya’nın Türk dili sözlüklerinin hemen hepsinde “Nom” ya da “Nöm” okunabilen bir kelime vardır ve anlamları arasında “yazı, kitap, nizam, kaide” de kayıtlıdır. Gazimihal’e göre Kâşgarlı Mahmud bu kelimenin Çin’den gelmiş olabileceğine işaret etmiştir (XI. yüzyıl); Müslüman olmayan Uygurları kastetmiş olabilir, çünkü nöm kelimesi Uygurcada da vardır (s. 26). Teyit bekliyor: Kâşgarlı Mahmud’un nom/nöm hakkındaki kaydı; Dîvânü lugāti’t-Türk neşriyle karşılaştırılmadı.

Buradan Gazimihal iki tahmin yürütür (s. 26): – Uygurların nota yazısına nöm demiş olmaları “mantıkan ihtimal dahilindedir”. – Tahmin doğruysa Ortaçağ Avrupası’nın nömlü (neumatique) nota yazısının Asya’dan Avrupa’ya geçmiş olabileceği de düşünülebilir.

Gazimihal,⁠​‌​​‌‌​‌​‌​​‌‌​​​​‌‌​​​‌​​‌‌‌​​‌⁠ geçen yüzyılın musiki bilgini Fétis’in bunu tahmin ettiğini, ama iddiasını belgelendiremediği için şiddetli itirazlarla karşılaştığını; Fétis’in aracı olarak Hunları düşündüğünü yazar. Ona göre Batı’da “nöm” denilen işaretli nota yazısının kökeni “hâlâ karanlıktır” (s. 26). Bu bölümün tamamı Gazimihal’in tahminidir ve kendisi de böyle sunar.

Türk nota yazısı tarihine dair notlar

Gazimihal maddenin sonunda Türk nota yazısının sonraki tarihine geçer (s. 26): – İleri gelen Türk musikicileri, nota yazısının faydasını Fârâbî’den beri takdir etmekle birlikte ezbere çalmak göreneğini “icrada üstünlük” saymayı sürdürmüştür. Gazimihal, yazma halinde çok sayıda nota nüshası ve mecmua bulunmamasını ve üç yüzyıl önceki repertuvarın kaybolmasını buna bağlar. – Batı notasının Türk musikicilerince ilk defa Tanzimat’ta öğrenildiği sanılmamalıdır: Gazimihal’e göre XVII. yüzyılda Ali Ufkî, Batı notasıyla, eski yazıya uygun olarak sağdan sola çevrilmiş kişisel bir yöntemle yüzlerce Türk bestesini bir mecmuada toplamıştır. Gazimihal bu mecmuanın tek nüshasının British Museum’da olduğunu yazar. DİA’nın “Ali Ufkî Bey” maddesine göre Mecmûa-i Sâz ü Söz adlı bu yazma British Museum’da (Sloane, nr. 3114) kayıtlıdır; aynı maddeye göre Paris Bibliothèque Nationale’deki (Ancien fonds, nr. 292) bir şiir ve şarkı mecmuası da Şükrü Elçin tarafından Mecmûa-i Sâz ü Söz‘ün müsveddesi sayılmıştır (Turgut Kut, c. 2, s. 456-457). – Fasıl musikicileri Tanzimat’a kadar notasız çalmayı tercih etmiş, Gazimihal’in yazımıyla “Muzikai hümayun” bunun tersini benimsemiştir. Gazimihal’e göre daha önce III. Selim de notasızlığın giderilmesinde ısrar etmiştir.

Doğrulama notları
  • Teyit bekliyor: “Çağatay Sözlüğü”nün kimliği ve ayalgu için verdiği anlamlar. Gazimihal (s. 25) eserin adını ve yazarını vermiyor.
  • Teyit bekliyor: Tansuknâme‘nin tam adı, telif tarihi, yazma nüshası ve İstanbul Üniversitesi baskısının künyesi. Bilgiler Gazimihal’den (s. 25); eserin kendisi ve baskısı görülmedi. Alıntı Gazimihal’in aktardığı biçimdedir.
  • Teyit bekliyor: Özalp’teki eser adı ve “Ayasofya 3596” kaydı. OCR metninden alındı; sayfa görüntüsüyle ve basılı sayfa numarasıyla karşılaştırılmadı.
  • Ahmet Şahin Ak’taki bilgi Murat Bardakçı’nın dergi yazısından (künyesi Ak’ta “İstanbul 1995, Focus Dergisi Sayı: 3”) ikinci el aktarmadır; Ak’ın kitabının yayın yılı arşiv dosyasında görülmedi.
  • Teyit bekliyor: Kâşgarlı Mahmud’un nom/nöm kelimesi hakkındaki kaydı. Dîvânü lugāti’t-Türk neşriyle karşılaştırılmadı.
  • Nöm ile Avrupa nöm yazısı arasındaki bağ ve Fétis’in görüşü Gazimihal’in aktarımı ve tahminidir (s. 26); Fétis’in eseri görülmedi.
  • Ali Ufkî mecmuasının “tek nüshası” konusunda Gazimihal (s. 26) ile DİA “Ali Ufkî Bey” maddesi farklı bilgi verir; ikisi de yukarıda gösterildi.
  • Gazimihal s. 25’te “notadan s z çalındığının” diye basılmış kelime baskıda eksik harflidir; madde metninde “saz” diye okunmuştur.

Kaynaklar

  • Mahmut R. Gazimihal, Musiki Sözlüğü, İstanbul: Millî Eğitim Basımevi, 1961, s. 25-26 (“Ayalgu” maddesi).
  • Turgut Kut, “Ali Ufkî Bey”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 2, İstanbul 1989, s. 456-457, https://islamansiklopedisi.org.tr/ali-ufki-bey
  • Ömer Faruk Akün, “Kâşgarlı Mahmud”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 25, Ankara 2022, s. 9-15, https://islamansiklopedisi.org.tr/kasgarli-mahmud (yalnız ad biçimi ve yüzyıl için).
  • M. Nazmi Özalp, Türk Mûsikîsi Tarihi, II. cilt, Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları 3110, yazma eserler listesi, nr. 109.
  • Ahmet Şahin Ak, Türk Musikisi Tarihi, Ankara: Akçağ Yayınları, s. 25.

← Lugat’taki bütün maddeler

© 2026 Musiki Lugatı. Bu madde Musiki Lugatı’na aittir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunur. Kaynak ve bağlantı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayımlanamaz, çoğaltılamaz. Alıntı için: Ayalgu — Musiki Lugatı.