Vecihe Daryal kimdir?

Doğum Tarihi: 09.04.1914
Doğum Yeri: İstanbul
Ölüm Tarihi: 12.11.1970
Defnedildiği Yer: İstanbul – Merkezefendi Mezarlığı

Annesi Şâhende Hanım, babası Abdülmecit Bey’dir. Kanun sanatçısı Vecihe Daryal musiki hayatını şu cümlelerle anlatmış:

İlk musikiye başlayışım şöyle olmuştur: Henüz yedi yaşında bulunduğum sırada evimize ziyaret maksadıyla gelen merhum bestekar Şevkî Bey’in yakın akrabası Nazire H anımbir köşede metruk hâllde duran kanunu görünce anneme ba­bama: “Niçin küçüğe öğretmiyorsunuz?” hitabesiyle başlaya­rak, ilk hocalığı kabul etmiş. Nazire Hanım’ın bu şekildeki yakın alakasından son derece sevinç duyan annemle babam,
“Acaba bu kadar küçük çocuk musiki öğrenebilir mi?” diye düşünürken, hocam hemen kanunu akort ettl ve bana ilk dersi verdi. Böylece, bir tesadüf eseri başlayan kanun dersleri evde hususi olarak lam iki sene devam etti.

Nazire Hanım’ın mahviyetkârlık derecesindeki tevazuu hepimizce malûmdu. Bir gün dersini verdikten sonra dedi ki: “Ben küçüğe karşı elimden geleni yaptım ve bu kadar yetiştirdim. Şimdi onu daha üstat ellere teslim etmek lâzımdır.” Bunun üzerine, komşumuz bulundan Dârü’l-elhan’ın santur hocası Nevsal Hanım’ın teşvîkiyle Dârü’l-elhan ‘a kaydedildim (-yıl 1924-) . Orada bana en kıymetli diyebileceğim teknik bilgi ve tecrübeleri kazandıran öğretmen Muazzez Yurcu olmuştur.

Bir müddet sonra Dârü’l-elhan’ın ismi değişti ve konservatuvar hâline geldi. Aynı zamanda derslerimiz de çoğaldı. Musiki nazariyatı ve musiki tarihi derslerini merhum Râuf Yekta Bey’den, usûl derslerini Zekâizâde Hâfız Ahmet (Irsoy) Efendi’den, nota ve fasıl dersini de İsmâil Hakkı Bey’den alıyordum. Ayrıca saz eserlerini de yine konservatuvarda hocamız olan udî Sedat Öztoprak ve kemânî Reşat Erer’den alıyordum. Bu şekilde çalışmalarımız devam ederken ilk Telsiz Telefon Anonim Şirketi teşekkür etti. Her halde yeni yen göstermeye başladığım istidattan bir şeyler yapabileceğimi tahmin eden idâre benim de çocuk yaşıma bakmadan yine konservatuvarda hep beraber yetiştiğimiz bir kaç arkadaşla beraber programında yer vermeye başladı. Bundan sonra bir yandan Telsiz Telefon Şirketi’ne devam ederken, bir yandan da yine konservatuvarda bu sefer piyano dersine devam ediyordum.

Telsiz Telefon Şirketi’nde vazife gören hocalarım Mesut Cemil Tel ve Ruşen Kam benim naçizane çalışmalarıma tahammül ederek aralarına aldılar. O günden bugüne kadar da her ikisinin aşıladıkları güzel tavırları muhafaza ederek bugünkü hâlimi buldum.

Radyo Dergisi (15.10.1944 – Sayı 35)

Vecihe Daryal’in musiki hayatına ilişkin diğer bilgileri Nazmi Özalp şöyle anlatıyor.

Dârü’l-elhan kapatılarak konservatuar adı altında yeniden açıldıktan ve Türk Musikisi öğretimine son verildikten sonra Mehmed Ekrem Bey’in müdürlüğü ve Musa Süreyya Bey’in öğretmenliği sırasında 29 Aralık 1926 tarihinde diploma alarak “Kız Muallim Mektebi”ni bitirmiş oldu. Bundan sonra aynı yerde üç yıl boyunca Madam Heze ile Edgar Manas’tan piyano dersi aldı. Muhiddin Sadak’tan solfej,Ekrem Besim Tektaş’tan Batı Musikisi Tarihi, Cemal Reşid Rey’den Armoni öğrendi. İlk İstanbul Radyosu Eyüb’dan 1928 yılında Beyoğlu’ndaki Büyük Postahane’ye taşındıktan sonra “daimi Sanatkar” olarak kadroya alındı. O yıllar için Mesud Cemil, “Ben, Ruşen Kam ve bir de çocuk denecek yaşta Vecihe’den ibaret bir sanatkâr yoksulluğu içindeydik” diyor. Vecihe Daryal ise, “Mesud Cemil ve Ruşen Kam gibi hocalarım benim nâçizane çalışmalarına tahammül ederek aralarına aldılar; o günden bugune kadar da her ikisinin aşıladığı güzel tavırları muhafaza ederek bugünkü halimi buldum” şeklinde alçak gönülü bir ifade kullanıyor. Bu çalışmalar o yılların imkânsızlıkları içinde büyük sıkıntılarla yürütülüyordu. İlk evliliği sırasında kısa bir süre için Radyo’dan ayrıldı ise de sonra eski görevine geri döndü.

Bir çok tanınmış sanatkar gibi 1938 yılında Ankara Radyosu’na girdi. Bu tarihten 1953 yılına kadar icrâkâr, öğretmen, repertuvar kurulu üyesi olarak çalıştı. 1953’de Istanbul’a yarleşen Vecihe Daryal, İstanbul Radyosu’nda, Belediye Konservatuvarı İcrâ Heyeti’nde görev aldı. 1966’da tekrar Ankara Radyosu’na nakletti. Böylece aralıksız kırk dört yıl icrakârlık ve öğretmenlik yapmış, resmi konserlere katılmış, sınav jürilerinde bulunmus, 1956’da Irak’a, 1959’da Kıbrıs’a gitmişti,

Vecihe Daryal, Türk Musikisi içinde yetişmiş olan en kudretli kanunîlerdendi. Bu sazı olağanüstü bir müzikalite ve kendine özgü estetik ölçüler içinde çalardı. Kusursuz bir refakat duygusuna sahipti. Yeni yetişen saz sanatkarlarına her zaman, “Sadece ses sanatkârlarına değil, saz arkadaşlarınıza da refakât edeceksiniz” diye ögüt verirdi. İcrakârlığındaki ustalığı gibi son derece güçlü bir ritm duygusu vardı. Her gün programdan saatlerce önce radyo evine gelir, bir stüdyoya girerek sazının akordu ile uğraşır, kusursuz bir akorddan sonra yayına girerdi. Vecihe Daryal’in katıldığı bir programda ritm aksaması gibi bir durum düşünülemez, sanki her sazı avucunun içine alır ve bir metronom gibi programı toparlardı. Yerinde ve kararınca tremololu ve glisendolu mızrabı teller üzerinde uçuşurdu.

Yumuşak mızrabı, tellerin üzerinde dolaşan zarif elleri, mandalların indirilip kaldırılmasındaki ustalığı izleyenlerin göz estetigini okşar, hayranlık uyandırırdı. Çok alçak gönüllü, herkesin yardımına koşan, sınava girenlere yardımcı olarak onların heyecanını yatıştıran şefkatli bir insandı. Bütün ustalığına rağmen bir amatör duygusu ile hareket eder, her türlü icrâya bu düşünce ile katılırdı.

Babası hakkında yazmış olduğu “Tanburi Cemil’in Hayatı” adındaki eserini ona sunarken, “Türk Müsikisi’ni biraz öğrendikten sonra, bugüne kadar kelimenin tam mânâsiyle hayranı olduğum aziz Vecihe’yi eğer Cemil de tanısaydı, bu hayranlık belki de benden daha ileride olacaktı. Ben Cemil’in oğlu olduğum kadar Vecihe de onun halis kızıdır. Bu küçük kitap kız kardeşime armağan olsun.” diyen Mesud Cemil, onun kânun icrâsı için “metal bir zemin üzerine düşen billur damlalarıdır” derdi.

Vecihe Daryal’a göre “Kanun’u orta derecede çalmak diye bir sey yok, onu ya mükemmel çalmak ya da hiç çalmamak” vardı. Bir gazete röportajında “Kanun”un ne demek olduğunu senelerce Nazire Hanım’dan öğrendim diyor. İste bu düşünüş ve anlayış içerisinde yetişmiş olduğu içindir ki, kanun icrâcılara arasında bu virtüoziteye yükselebilmiştir.

Çok okuyan, çok çalışan, yüksek edebiyat bilgisi olan, öğrendiğini unutmayan, en ufak bir belgeyi saklayan bir yaratılışta olan Vecihe Daryal, elli yıllık sanat hayatında titiz bir koleksiyoncu olarak eser ve belge toplamıştı. Pek çok ve nadide saz ve söz eserini koleksiyonuna katmış, eserlerin en doğrusunu notaya almıştı. Bu koleksiyon TRT Müzik Dairesi tarafından satın alınmıştır. Kütüphanesi ile sair belgeler Dicle Üniversitesi’ne intikal etmiştir.

Kırk dört yıllık radyo hayatının en az otuz yılını Mesud Cemil, Ruşen Kam, Cevdet Kozanoğlu gibi ustaların arasında geçirdi. Saygı ve sevgi gördü, sanatı takdir edildi. Kendi ifadesinde de belirttiği gibi bu beraberlik ve sanat anlayışı sayesinde icrâsı eşsiz bir üslup kazandı. Bestekårlıkla yakından uğraşmayan sanatkárın Nişaburek makamından çok güzel bir şarkısı ile bir eseri biliniyor.

Yararlanılan kaynaklar:
🔸  Bizim Yıldızlar Ansiklopedisi (Zeki Tükel)
🔸 Radyo Dergisi
🔸 İstanbul Şehir Üniversitesi Arşivi
🔸 Türk Musikisi Tarihi II. Cilt – Nazmi Özalp (Kitap)

Sanatçımızla ilgili daha fazla bilgi sahibi iseniz “Kaynak Kişi” olarak katkılarınızı bekliyoruz. Bilgilerinizi E-posta aracılığıyla veya İletişim sayfasından bize iletebilirsiniz.