Suzan Yakar kimdir?

Suzan-Yakar
  • Doğum Tarihi: 1907
  • Doğum Yeri: Erzurum
  • Ölüm Tarihi: 14.06.1992
  • Defnedildiği Yer: İstanbul – Feriköy Mezarlığı

Annesi Gülbahar Hanım, babası Tevfik Bey’dir. İlkokul öğrenimi sırasında musikiye gönül veren sanatçı ilk kez Zeki Duygulu’nun refakatinde İzmir Türk Ocağı’nda sahne almıştır. Zeki Duygulu, Sâdeddin Kaynak ve Hâfız Burhan ders aldığı ve meşk ettiği hocalarıdır. Hocası Hâfız Burhan’dan öğrendiği gazel okuma tekniği ve tavrı, Suzan Yakar’ın halk tarafından “Dişi Hafız Burhan” olarak tanınmasını sağlar. Sanatçı; henüz 18 yaşında iken 1925 yılında İstanbul Radyosu’nda ilk konserini vermiş, 1936 yılında Çakır Gazinosu’nda ise sahne programını yapmıştır.

Şu hatıramı da anlatmak isterim. İlk konserimi benim için çok büyük bir şeref olan,Atatürk sesimi radyoda dinlemiş.Ertesi gece Dolmabahçe sarayına çağırttı. Huzuruna çıktığım gece sanat hayatımın en tatlı hatırasını teşkil eder. Huzuruna çıktığım zaman heyacandan kalbim duracakmış gibi oluyordum. Onun karşısına çıkınca,içli bakışları nazarı  dikkatimi çekmişti. Heyecanımdan adım bile atmaktan çekiniyordum. Yanına çağırdı. Nasıl gittiğimi bilmiyorum. İlerlemiştim.İlk cümlesi şu olmuştu, bunu hatırlıyorum:

“Kızım sesini beğendim.Ses güzelliği Allahın insanlara bahçettiği ilahi bir lütuftur.Kıymetini bil.Haydi şimdi bana bu iki şarkıyı okuyuver.” Nasıl okumazdım? Gözlerimin  içi sevinç yaşları ile dolarken Ata’ma üç şarkı okudum.En son olarakta :
 ‘Solsam da sararsam da yine gül pembe düzensin,Rabbim bana bir nimeti varsa O da sensin’ şarkısını okudum.Bu şarkıyı Ata çok seviyordu.Konserimden sonra huşü ile elini öpüp saraydan ayrılınca içimdeki sevincimin tarifi sonsuzdu. Bütün sanat hayatım boyunca onun bu geceki tavsiyelerini aklımdan çıkarmadım.

1940’lı yılların başında Münir Nurettin Selçuk, Yesari Asım, Necmi Rıza, Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses, Müzeyyen Senar, Mefharet Yıldırım, Perihan Altındağ Sözeri gibi dönemin ünlü seslerinin çalıştığı gazinolarda kendine özgü ezgileriyle halk türküleri, mayalar, bazen de klasik eserler okurdu.

Suzan-Yakar-2

Kristal Gazinosu’nda assolist olarak sahne aldığı on beş yılın kış sezonu boyunca pek çok sahne yeniliğini uygulamaya koymuştu. Bunlardan biri devrine göre oldukça şık olan kıyafetler içinde özel koreografi ile hazırlanmış dansları olan bir bale grubu oluşturmasıydı. Bu programlar daha sonra revüye dönüştü. Kendisinin Türk sahne sanatına kazandırdığı bu canlılığı senelerce sonra ancak birkaç sanatçı ancak deneme cesareti gösterebildi. Gazino sahnesinde mikrofonsuz okurdu.

Pek çok şarkı arasında ilave ederek okuduğu değişik gazelleri büyük sükse yapmasını sağladı.Bu gazelleriden biri olan “Minnet etmem kimsenin mihrine,mehtabına / Ruhumu tenvir eden aftabım var benim” mısrasıyla başlayan ünlü gazeliydi. Bu gazeli İstanbul Cağaloğlu’unda; günümüzdeki İran Konsololuğu’nun arkasındaki bölgede kalan bugün izleri dahi kalmamış içkisiz bahçe gazinosu Çifte Saraylar’da; bir Pazar matinesinde halkın coşkusu neticesi tam beş kez üst üste okumak zorunda kalmıştı. En iyi okuduğu mayalardan biri olan “Ne karaymış şu alnımın yazısı / Gurbet elde ah çekerim ağlarım” ile dinleyenleri coşturur,ağlatırdı.

1945 yılında o yıllarda en büyük film şirketi olan Halk Film’in sahibi Fuat Rutkay “Harman Sonu” adlı filmde Suzan Yakar’dan Nadire rolünü oynamasını rica eder. Sinemaya büyük bir istek duyan dönemin ses yıldızı, büyük bir hevesle rolü kabul eder. Filmde aşkından hüsrana uğrayan köylü kızı Nadire, kendini sûlükler, yılanlar bulunan göle atıyor, ancak onu kurtaracak çobanı oynayan İsmail Dümbüllü göle girmekten korktuğu için bu sahne birkaç günde çekilebiliyordu. Aynı yıl Suzan Yakar; Muhsin Ertuğrul’un, Nâzım Hikmet’in yapıtından uyarladığı “Kızılırmak-Karakoyun” filminin de baş rolünde oynayarak sinema yaşamına ilk adımlarını atmış oluyordu.

Suzan-Yakar-3

Tamamı şarkılı olup hepsinde daima başrol oynadığı Hürrem Sultan, Kore Gazileri, İncili Çavuş, Cem Sultan, Harman Sonunun Dönüşü, Sabah Yıldızı, Şehitler Kalesi gibi tam 32 filmi Halk Film adına çekmişti. Pek  çoğu oynadığı filmler için Sadettin Kaynak, Zeki Duygulu, Kadri Şençalar, Artaki Candan, Malatya’lı Fahri Kayahan gibi Türk müziğinin önemli bestecileri tarafından özel bestelenmiş şarkı ve türküleri filmlerde okumuştu. Ayrılık Ateşten Bir Ok, Yolculuk Var, Civelek, Karakolda Ayna Var, Bayram Gecesi, Esmer Kızlar Edalı, Sevda Zincirini Taksam Boynuma, Söyleyin Güneşe Bugün Doğmasın gibi onlarca şarkıyı ve pek çok türküyü halk Suzan Yakar’dan dinlemeyi sevmişti. Dönemin bir  çok sanatkarı bu eserleri plak yapsalarda Yakar’ın tirajını yakalayamamışlardı.

1949’da Rutkay Azin’in babası Fikri Rutkay’ın yönettiği “Şehitler Kalesi”nde de başrolü üstlenmişti. FiImde Suzan Yakar’la birlikte Aliye Rona, Hadi Hün, Atıf Kaptan, Hulusi Kentmen, Müfîk Anpek de oynamışlardı.
“Konserler verirken film sahasına atılmış ve filmlerde şarkılar söylemeye başlamıştım. Bir film çalışması sırasında tanıştığım Halk Film stüdyosu sahibi Fuat Rutkay ile evlendim.”

Evlendikten sonra sahne çalışmalarını bırakmış sadece müzik ve film oyunculuğu ile meşgul olmaya başlamıştı. Bu kez türküleri, mayaları on beş günde bir İstanbul Radyosu’nda  okumaya devam ediyordu. Plaklar dolduruyor ve halkına konserler ile ulaşmaya devam ediyordu. Gazino sahnelerinden artık uzaklaşmıştı. Sonraları sadece aile meclislerinde sınırlı kalan ses sanatçılığının yerini, sinema oyunculuğu, giderek film yapımcılığı alacaktı. Sanat hayatı boyunca 40 dolayında filmde oynamıştı. 1946 yılına kadar on altı adet, 1947 de üç adet olmak üzere yirmiden fazla  filmi 1950 öncesi yapmıştı.Bunlardan altı tanesi ufak rollerdi.

Suzan Yakar gerek Fuat Rutkay ile evli olduğu yıllarda Halk firmasına, gerekse daha sonra kendi kurduğu Yakar film hesabına çevirdiği filmlerde Hamiyet Yüceses, İsmail Dümbüllü gibi çok önemli isimlere yer vermişti.Bunlar içinde “Onu affettim” filminde Neyzen Tevfik’e rol vermesi çok önemli bir olaydır. 1950 yılında çevrilen bu filmde Mümtaz Ener yönetmenliği, Lazar Yazıcıoğlu görüntü yönetmenliğini üstlenmişti. Suzan Yakar ve Neyzen Tevfik ile birlikte Bülent Ufuk ve Sadettin Erbil filmde rol almıştı. Daha sonra çevrilen filmlerden “Ağlayan Şarkı” da ise Neyzen, Suzan Yakar ile birlikte yine rol almıştı. Ne yazık ki; Halk Film’e ait tüm filmler bir yangın esnasında yok olduğundan filmlerin hiçbiri günümüze ulaşamadı.

Eşi Fuat Rutkay’ın 1958 yılındaki ani vefatından sonra 1960’lı yılların başında kendi şirketi olan “Yakar Film” isimli şirketini kurar. Bu yıllarda hocalığını yaptığı ve musiki dersleri verdiği  genç Adnan Şenses ile hayata yeniden bağlanır.Film yapımcısı olarak yapımcılığını üstlendiği ‘Fakir Şarkıcı’ adlı filmde ;Şenses ile başrolü Fatma Girik paylaşır.Filmde şarkıları okuyan Adnan Şenses’e şöhret kapıları bu filmle açılır. 1961 yılında Suzan Yakar ve Adnan Şenses evlenir ancak bu evlilik de fazla uzun sürmez. Daha sonra 1965 yılına kadar film yapmaya devam edecek Yakar Film’den çıkacak olan yapımların birçoğunda Adnan Şenses yine başroldedir.

Kendi kurduğu Yakar Film şirketi adına film yapmaya 1965 yılına kadar sürdürdü. Bu yıldan sonra Yeşilçam Sokağı’nda ölümüne dek yaşamını geçireceği; önceleri film şirketi olarak kullandığı evine çekildi. Bu binası daha önce 1953’te Orhon Murat Arıburnu’nun; Duru Film hesabına yönetmenliğini yaptığı “Kanlı Para” filminde plato olarak kullanılmıştı. Ölmeden kısa bir süre önce bu beş katlı binayı filmcilere kucak açan tek kurum olan Film San Vakfı’na bağışlar. Bu binanın giriş katında vakıf,bir süre düşkünlere poliklinik hizmeti vermiş olmasının yanı sıra günümüzde vakfın merkezi olarak kullanılmaktadır.

Yazıyı Hazırlayan:  Emir Ertaş  

Yararlandığım kaynaklar:
🔸  Radyo Haftası, Radyo Dünyası, Resimli Radyo Dünyası dergilerinin ilgili ropörtajları
🔸  Sermet Erkin,Atlas Tarih sayı 7,”Dişi Hafız Burhan Suzan Yakar”
🔸  Milliyet gazete arşivi
🔸  Cemal Ünlü”Git zaman gel zaman” Katalog Cd
🔸   http://tsa.org.tr/ Türk Sineması Araştırmaları
🔸  Adnan Şenses ile ropörtaj Hürriyet Gazetesi 4 Aralık 1999, Cumartesi
🔸  Ahmed Yüksel Özemre “Hasretini çektiğim Üsküdar”

Emir Ertaş’a bu değerli yazıyı hazırladığı için teşekkür ederiz. Araştırmacının diğer yazılarına https://emirertas.blogspot.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.