Suzan Güven kimdir?

Suzan-Güven

Doğum Tarihi: 1918
Doğum Yeri: İstanbul
Ölüm Tarihi: 11.07.2001
Defnedildiği Yer: İstanbul

İlk musiki eğitimini Kadıköy’de bulunan Şark Musiki Cemiyeti’nde alan ve Sînekemanî Nuri Bey’den meşk eden Suzan Güven’in ilk musiki hocası tanbûri Fâize Ergin’dir, İlk plağını doldurduğu 16 yaşında Suadiye Plajı’nda da ilk sahne tecrübesini yaşar ve pazar matinesinde sahneye çıktığında “Ümitlerim Hep Kırıldı Yârim Artık Gelmeyecek” mısrâı ile başlayan eseri seslendirir. Programın solisti olan Safiye Ayla’nın konserine gecikmesi üzerine aniden sahneye çıkarılan Suzan Güven’in büyük bir heyecan içinde okuduğu birkaç eser halk tarafından çok beğenilir. Safiye Ayla ve üstad kemanî Nubar Tekyay, konser alanına geldiklerinde sahnede buldukları bu genç yeteneğe büyük alâka gösterirler. Suzan Güven; çok kısa bir süre içinde, Safiye Ayla’nın da desteğiyle Belvü Gazinosu’nda sahne çalışmalarına başlar.

Suzan Güven, genç yaşta adım attığı sanat âleminde en büyük iltifata mazhar olur; kültürün ve sanatın büyük koruyucusu olan Atatürk’ümüzün takdirlerini kazanır. Günlerden bir gün, bestekâr Selahattin Pınar’ın “hazırlan, saraya gidiyoruz” demesi üzerine büyük bir heyecan yaşayan genç sanatkâr, Ulu Gazi’nin huzurunda küçük bir konser verir ve O’nun övgü dolu sözleriyle taçlandırılır.

Radyo seansları, plâk çalışmaları ve sahne programlarıyla üne kavuşan Suzan Güven, Türk Müziğinin büyük yıldızı Zeki Müren’in sanat hayatına adım atmasında da önemli bir rol oynar. Zeki Müren’in ilk bestesi olan “Zehretme Hayatı Bana Canânım” isimli acemkürdî eseri radyoda ilk okuyan sanatkâr olan Suzan Güven, aynı zamanda musikiye büyük bir istidadı bulunan genç Zeki Müren’in okuduğu okula bizzat gider ve onu elinden tutup radyo imtihanına götürür.

Zeki Müren, Bodrum’daki evinde gözlerden uzak bir yaşam sürdüğü zamanlarda bile, hayatını anlattığı röportajlarda Suzan Güven’i hürmetle anar. Ona şöhret kapılarını açan radyo imtihanına gittikleri o karlı günü ve Suzan Hanım’ın büyük yardımlarını hiçbir zaman unutmaz…

Ünü 1950’lerin sonuna kadar devam eden Suzan Güven, sahne çalışmalarını sürdürürken; doldurduğu plâklar ve radyo programlarıyla da sesini Anadolu’ya duyurmaya devam eder. “Ne Sihirdir Ne Keramet”, “İstanbul Yıldızları” ve “Abbas Yolcu” gibi 1950’li yılların müzik ağırlıklı filmlerinde şarkı söylerken görülür. Günümüze kadar yaklaşık yirmi filmin müziklerini seslendirmiştir.

27 Mayıs 1960 ihtilâlinden sonra Ankara Radyosu’na geçen Suzan Güven burada emekli olarak sanat hayatını noktalar. Musikiyle dolu dolu geçen onlarca yılın sayısız hatırasını belleğinde her gün yeniden canlandırmak üzere köşesine çekilir ve gözlerden uzak bir yaşam sürer. Nadir olarak katıldığı televizyon programlarının sonuncusunda söylediği sözler, onu dinleyen herkesin boğazında bir düğüm olur, unutmaya meyilli hafızalara adeta silinmezcesine kazınır:

“Üzüldüğüm bir nokta var: Unutuldum… Bütün arkadaşlarıma sesleniyorum. Maddi-manevî hiçbir ihtiyacım yok… Sadece bir dostluğa ihtiyacım var… Bir Zehra Bilir çok vefakâr. Mamafih gelen de sağ olsun, gelmeyen de sağ olsun…”

11 Temmuz 2001 tarihinde aramızdan ayrılan Suzan Güven; taş plâklara kaydedilen şen-şakrak sesinin kulaklarda yankılandığı; yarım asırlık radyo programlarının arşivlerden çıkarılıp bir kez daha yayınlandığı her gün yeniden doğuyor… “Ne Sihirdir Ne Keramet” filminde İsmail Dümbüllü’yü mest eden yorumuyla, “Abbas Yolcu” filminde tüm salonu coşturan şarkılarıyla yaşıyor, unutulmuyor…

Yazıyı Hazırlayan : Arda Doruk | Katkı Sağlayan: Sefer Karabük

Yararlandığım kaynaklar:
🔸  Bizim Yıldızlar Ansiklopedisi – Zeki Tükel
🔸  Radyo Haftası Dergileri

Sanatçımızla ilgili daha fazla bilgi sahibi iseniz “Kaynak Kişi” olarak katkılarınızı bekliyoruz. Bilgilerinizi E-posta aracılığıyla veya İletişim sayfasından bize iletebilirsiniz.