Saklı Güfteler – Yandım o güzel gözlere ey şûh-i sitemkâr

2020 yılı boyunca İrtihâlinin 135 nci sene-i devriyesinde büyük şarkı bestekârı-hânende Hacı Ârif Bey’in (1831-28 Haziran 1885) bilinen şarkılarını -latin harfleriyle- bilinmeyen ve/veya yayımlanmamış güfteleriyle sizlere  sunmaya çalıştık. Bu yılın son ayında da devam ediyoruz. 2021 yılı boyunca da -dilerim -irtihâlinin 130 ncu sene-i devriyesinde- Hacı Ârif Bey’in talebesi, hânende-bestekâr Şevki Bey’in (1861-18 Temmuz 1891) bilinen /bilinmeyen şarkılarından seçtiklerimizi aynı şekilde yayımlayacağız.

Dergimizin bu sayısında Hacı Ârif Bey’in “Yandım o güzel gözlere ey şûh-i sitemkâr… ilk mısralı, güftesi Mehmed Sâdi Bey’in olan Sûz-nâk/Türk Aksağı şarkısını iki güftesiyle ve sayın hocamız Prof.Dr.Zeki ATKOŞAR’ın yeniden düzenlediği -el yazması- notasıyla takdim ediyoruz. Sayın hocamıza teşekkürlerimizi ve saygılarımızı arz ediyoruz. Sûz-nâk/Türk aksağı şarkının güftesi Ali Galip Bey’in 1895 yılında yayımladığı “Gıdâ-yı Rûh yahud Cep Mecmûası” (526 sahife)adlı şarkı mecmuasından alınmıştır. Ali Galip Bey’in 1900 yılında yayımladığı “Gıdâ-yı Rûh” adlı 213 sahifelik bir şarkı mecmuası daha mevcuttur.

Gıdâ-yı Rûh

Hacı Ârif Bey Sûz-nâk/Türk Aksağı şarkısı. “Yandım o güzel gözlere ey şûh-i sîtem-kâr…”  Gıdâ-yı Rûh” (C.Bağır)

Hacı Arif Bey :

Yandım o güzel gözlere ey şûh-i sîtemkâr
Aşkındır eden cânımı bu âteşe dûçâr
Gönlüm yanıyor âteş-i hicrân ile her bâr
Cânım alacak sanki benim gamze-i hûnhâr

  Nakarat
Taş mı yüreğin, merhâmetin yok mu güzel, âh
Yandıkca yanar âteş-i aşkın ile ey mâh

Merhem mi urur yâreme bir dest-i vefâkâr
Mecrûh-i gama çâre olur merhem-i idbâr
İdbâr eder erbâb-ı dilin bezmini izhâr
İkbâle sebeb çeşmin iken eyledin âzâr

  Eyzan
Türk Aksağı

SÛZNÂK Şarkı – Hacı Ârif Bey
“Yandım o güzel gözlere ey şûh-i sitemkâr”

Yandım güzel gözlere âh sitemci güzel yâr
Senin aşkın cânımı böyle ateşe atar
Gönlüm ayrılığının ateşiyle hep yanar
Sanki cânım alacak öldürücü bakışlar

Yüreğin taş mı senin, acıman yok mu güzel
Ayrılık ateşinle hep yanarım ay-güzel

Merhem olsa yarama bir dost eli sürer mi
Çâre olur derdime kör tâlihin merhemi
Ele verir kör tâlih, can dostlarla şöleni
Çağırırken gözlerin azarladın sen beni

Güftenin bugünki Türkçe ve uyaklı olarak şiirsel yazımını yapan Dr.Mesut ERSÖNMEZ beyefendiye de teşekkürlerimizi ve saygılarımızı arz ediyoruz.

Bilindiği gibi, mûsıkîmiz şiir’e (söze) dayalı bir mûsıkî olup şiir çok önem arz etmektedir. Bu meyanda şâir ve bestekâr arasındaki uyum ön plana çıkmaktadır. Mûsıkîmizde şâir/bestekâr özdeşleşmesi olarak bilinen örneklerden bazılarını belirtmeyi faydalı buluyorum:

“Hacı Ârif Bey/Mehmed Sâdi Bey, Şevki Bey/Mehmed Hâfid Bey, Rakım Elkutlu/Av.Nahit Hilmi Özeren, Saadeddin Kaynak/Vecdi Bingöl, Münir Nureddin Selçuk/Yahya Kemal Beyatlı, Selahattin Pınar/Mustafa Nâfiz Irmak, Avni Anıl/Ümit Yaşar Oğuzcan…”gibi. Bu şekildeki örnekleri çoğaltmamız mümkündür.

Sizlere Sadi Yaver Ataman’ın “Mehmet Sadi Bey-Hacı Ârif Bey” değerlendirmesinden kısa bir bölüm arz etmek istiyorum:

“…Romantik çığırın özlü ürünleri olan şarkılar, klâsik forma göre daha açık ve halka yönelik bir duyuş ve anlayış getirmekle kalmamış, oldukça yeni bir teknik de oluşturmuştur.

(…)Bu yeni çığır başta Hacı Ârif Bey ve diğerlerinin himmetiyle gelişmiş, aynı yüz yıl içinde edebiyat ile de işbirliği ettiği nisbette önem kazanmıştır. Bu çağda sanatın esprisine uygun düşen güfte yazarları da çıkmıştır ki, bunların arasında Mehmet Sadi Bey başta gelenlerden biridir.

Hacı Ârif Bey’le Mehmet Sadi Bey, aynı sanat anlayışının, hatta aynı mizâcın insanları olarak, birbirlerine sıkı bir dostlukla bağlı, aşk bahçesinin, hayat dolu âlemini yaşatan, fakat elem ve hicranın hüznü ve acısı içinde çırpınan birbirine zıt duygularda birleşmiş aşk bülbülleriydi.”

Prof.Dr.Zeki ATKOŞAR ‘ın yazmış olduğu notaya aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Bir sonraki yazımızda buluşmak ümidiyle. Saygılarımla.

Yazıyı Hazırlayan: Coşkun BAĞIR

Not: Bu yazı “DÜŞÜNCE ve TARİH” Dergisi’nde 2020 yılı Aralık ayında yayımlanmıştır.