Saklı Güfteler – Hüsnüne mâ’il gönlüm ezelden

Bu yazımızda sizlere Hammâmi-zâde İsmâil Dede Efendi’nin (9 Ocak 1778-29 Kasım 1846) -irtihâlinin 173 ncü sene-i devriyesine rastlayan bu ayda- günümüzde bir güftesiyle bilinen “Hüsnüne mâ’il gönlüm ezelden…”ilk mısralı “Evc-ârâ/Aksak semâî” şarkısını diğer üç güftesiyle ve yeniden yazılmış notasıyla arz ediyoruz.

Güftesi, kaynaklarda Hâşim Bey Mecmûası olarak da bilinen –daha sonra Bolâhenk Nuri bey tarafından genişletilerek yayımlanan- matbu ve eski harfli “Mecmûa-i Kârha, Nakışha, Semâîyat ve Şarkiyat” mecmûasından -1864- alınmış olup; tüm güfteleriyle ve yeniden yazılan notasıyla arz edilmektedir. Şarkının notasını yeniden yazan –el yazması- hocamız sayın Prof.Dr.Zeki ATKOŞAR beyefendi’ye bir kere daha teşekkürlerimizi ve saygılarımızı arz ediyorum.

Şimdi sizlere önümüze gelen güncel bir konudan bahsetmek istiyorum. 6 Ekim 2019 tarihli bir günlük gazetemizde Edebiyatçı,Yazar, Şâir sayın Beşir AYVAZOĞLU tarafından “Dede Efendi Evi’ne dair” başlıklı bir yazı yayımlandı.Bu yazının bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum. Şöyle yazmış sayın AYVAZOĞLU:

“Yolunuz Sultanahmet’in arka taraflarına düşer de Ahırkapı Sokağı’na yönelirseniz karşınıza birden eski bir Türk evi çıkacaktır. Hammamizade İsmail Dede Efendi’nin uzun yıllar yaşadığı ve bestelerinden birçoğunu yaptığı evdir bu.

Tapu kayıtlarından yola çıkılarak Dede Efendi’nin oturduğu kesin olarak belirlenen bu güzel ev, 1970’lerin sonuna kadar Akbıyık Karakolu olarak kullanılmış, fakat oturulamayacak hale gelince 1978 yılında terk edilmişti; durumdan haberdar olan Türkiye Tarihi Evleri Koruma Derneği başkanı Perihan Balcı’nın aynı yıl müracaat edip tam altı yılda çıkartabildiği kararla, Milli Emlâk Müdürlüğü tarafından Türk Müziği Müzesi yapılması kaydıyla bu derneğe tahsis edildi (1984).

(…)

Belediye’den ve Anıtlar Kurulu’ndan alınan izinle yıkılan Dede Efendi Evi’nin aslına uygun olarak yeniden inşası için derneğin 15 milyon liralık kısıtlı bütçesiyle işe başlanır. Ne var ki bu büyük iş bürokrasinin gerekli gereksiz müdahaleleri yüzünden uzadıkça uzamakta, Kültür Bakanlığı’nın zaman zaman bütçeden ayırdığı ödenekler de geç ödendiği için enflasyon yüzünden hızla erimektedir.

Bu yüzden yılan hikâyesine dönen ve yıllar süren restorasyon 1993 yılında aşağı yukarı tamamlanmıştı, fakat hâlâ birçok eksik vardı. Bu eksikler de ancak üç yılda giderilebildi ve açılışın Dede Efendi Yılı ilan edilen 1996’da yapılması kararlaştırıldı. Fakat açılamadı. Niçin? Hatırlamıyorum. Ertesi yılın 10 Mayıs’ında devrin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından törenle açılan Dede Efendi Evi, o tarihten beri Türk Müziği Müzesi olarak hizmet veriyor ve musikimizi yaşatmak amacıyla yapılan faaliyetlerde mekân olarak kullanılıyor.

        (…)

Bunları durup dururken niçin mi anlatıyorum? Birkaç gün önce aziz dostumuz Mimar Suphi Saatçi aradı. Meğerse Dede Efendi Evi’nin Türkiye Tarihi Evleri Koruma Derneği lehine 33 yıllık bedelsiz irtifak hakkı 6 Ağustos 2017 tarihinde sona ermiş. Dernek yetkilileri, Milli Emlâk Dairesi ile yaptıkları görüşmelerde, tahsisin yenilenmediğini öğrenmişler; yenilenmesini isteyince de Kültür ve Turizm Bakanlığı ile görüşmeleri tavsiye edilmiş. Bunun üzerine Dede Efendi Evi’nin tekrar Türkiye Tarihi Evleri Koruma Derneği’ne tahsis edilmesi için sayın bakana bir dilekçeyle başvuran dernek, kurulduğu tarihten bu yana çok önemli kültür faaliyetleri gerçekleştirmiş ve büyük bestekârımızın evini yok olmaktan kurtarmış olmanın verdiği ümitle olumlu cevap bekliyor.”

Yorumu siz sevgili okuyucularımıza bırakıyorum.

Yine güftenin bugünki Türkçe ve uyaklı olarak şiirsel yazımını yapan Dr.Mesut ERSÖNMEZ beyefendiye de teşekkürlerimizi ve saygılarımızı arz ediyoruz.

Dede Efendi’nin Evcâra/Aksak Semâi Şarkısı…”Hüsnüne mâ’il gönlüm ezelden…” “Mecmûâ-i Kârha ve Nakışha’dan…”alınmıştır…(C.Bağır)

Hüsnüne mâ’il gönlüm ezelden
Bendenem benden geçmezem senden
Âşıkım âşık cân ü gönülden
Nakarat

Bendenem benden geçmezem senden

Ağlarım gülmem gözyaşın silmem
Gönlüm verelden n’olduğum bilmem
Dönmem sözümden billâhi geçmem
Eyzân
Evvel inandım râhm eder sandım
Çeşmim yaşıyla kâne boyandım
Lûtfun umarken hicrinle yandım
Eyzân
Üftâde oldum ol şîvekâre
Bakmaz figân-ı âşık-ı zâre
Olsa da geçmem dîl pâre pâre
Eyzân

Açıklaması:

Yüzüne düştü gönlüm ezelden
Kölenim kölen geçemem senden
Âşığım âşık candan gönülden
Kölenim kölen geçemem senden

Ağlarım gülmem gözyaşım silmem
Gönül vereli ne oldum bilmem
Dönmem sözümden billâhi geçmem
Kölenim kölen geçemem senden

Önce inandım yâr olur sandım
Gözüm yaşıyla kana boyandım
İlgin umarken gittin de yandım
Kölenim kölen geçemem senden

Candan tutuldum nazlı güzele
Bakmaz sevenin inleyişine
Vazgeçmem gönül dağılsa bile
Kölenim kölen geçemem senden

Mesut Ersönmez

Eserin Zeki Atkoşar tarafından yazılmış yeni notalarını aşağıdaki linklerden indirebilirsiniz.

Gelecek sayımızda buluşmak ümidiyle. Saygılarımla.

Yazıyı Hazırlayan: Coşkun BAĞIR

Not: Bu yazı “DÜŞÜNCE ve TARİH” Dergisinin Kasım 2019 sayısında yayımlanmıştır.