Saklı Güfteler – Güzel gün görmedi âvâre gönlüm

İrtihâlinin 135 nci sene-i devriyesinde büyük şarkı bestekârı-hânende Hacı Ârif Bey’in (1831-28 Haziran 1885) bilinen şarkılarını -latin harfleriyle- bilinmeyen ve/veya yayımlanmamış güfteleriyle sizlere  sunmaya devam ediyoruz.

Bu yazımızda sizlere Hacı Ârif Bey’in Dilerim zülfüne ber-dâr olayım…” ilk mısralı Hicazkâr/Aksak şarkısını 3 güftesiyle ve Prof.Dr.Zeki ATKOŞAR tarafından -el yazması ile- yeniden yazılmış notasıyla sunuyoruz.Hocamıza her zaman olduğu gibi teşekkürlerimizi ve saygılarımızı arz ediyoruz.Şarkının güftesi Bolâhenk Nuri Bey’in “Mecmûâ-i Kârha,Nakışha,Semâiyat ve Şarkiyat” ve Hacı Ârif Bey’in “Mecmûâ-i Ârifi” adlı güfte mecmualarından alınmıştır ki sonraki sahifemizde görebilirsiniz.Bu sayımızda da sizlere Hacı Ârif Bey’in günümüzde de sevilerek icrâ edilen ve bilhassa fasıl programlarının vazgeçilmez şarkılarından olan; “Güzel gün görmedi âvâre gönlüm…” ilk mısrâlı Hüzzâm/Curcuna şarkısını 3 güftesiyle ve Prof.Dr.Zeki ATKOŞAR tarafından -el yazması ile- yeniden yazılmış notasıyla sunuyoruz. Hocamıza her zaman olduğu gibi teşekkürlerimizi ve saygılarımızı arz ediyoruz. Şarkının güftesi Türk mûsîkisi bestekârı-hânende Hacı Fâik Bey’in (ö.1891) 1882 yılında yayımladığı “Fâik’ül Âsâr” adlı güfte mecmûasından alınmıştır ki sonraki sahifemizde görebilirsiniz.Bu sayımızda sizlere Hacı Ârif Bey’in Dilerim zülfüne ber-dâr olayım…” ilk mısralı Hicazkâr/Aksak şarkısını 3 güftesiyle ve Prof.Dr.Zeki ATKOŞAR tarafından -el yazması ile- yeniden yazılmış notasıyla sunuyoruz.Hocamıza her zaman olduğu gibi teşekkürlerimizi ve saygılarımızı arz ediyoruz.Şarkının güftesi Bolâhenk Nuri Bey’in “Mecmûâ-i Kârha,Nakışha,Semâiyat ve Şarkiyat” ve Hacı Ârif Bey’in “Mecmûâ-i Ârifi” adlı güfte mecmualarından alınmıştır ki sonraki sahifemizde görebilirsiniz.

Geçtiğimiz yüzyılın en önemli müzikologlarından-bestekâr-ud virtiozu-ses icrâcısı-yazar- Yüksek Mimar- Cinuçen TANRIKORUR’un (1938-28 Haziran 2000) mûsîki tarihimizde “şarkı” formu ile ilgili olarak : “XIX. Yüzyılda Türk mûsîkisi” başlıklı makalesinde şöyle yazıyor; “ Edebiyatta ve mûsîkide ilk örneklerine XVIII.yüzyıldan itibaren ( meselâ Mustafa Çavuş’un (ö.1745) bestelerinde ) raslamaya başladığımız “şarkı” formu. XIX. yüzyılın ilk yarısına kadar Beste ve Semâîlerin yanında pek büyük bir değer taşımazken, Hacı Ârif Bey’den itibaren -Şevkı (1860-1891),Rahmi (1865-1924), Şekerci Cemil (1867-1928) ve Lem’i Beylerle (1869-1945) Selanikli Ahmed Efendi (1868-1927) gibi bestekârların da katılmasıyla -en çok kullanılan ve arzu edilen beste formu haline gelmiştir (aşağı-yukarı aynı çağlarda Batıda da rağbette olan Romantik dönem “kunstlied” leriyle bir parelellik söz konusu olabilir).”demektedir.

Sevgili okuyucularımız,

Peki günümüzde “şarkı” olarak anons edilen eserlerin Cinuçen Bey’ın tarihsel bir özetini yaptığı “şarkı” formuyla aynı parelelde olduğunu söyleyebilir miyiz? Bana göre; günümüzde arz edilen mûsîkinin bir “ticari” ya da “al-sat” mûsîkisi olduğunu söylemek mümkündür. Bu tür musikiye yeni bir ad koymak zamanı gelmiştir diye düşünüyorum. Yoksa o güzel “şarkı” formundaki eserleri besteleyen ve bugüne kadar gelmesini sağlayan güzel insanlara en hafif deyimiyle ayıb etmiş olacağız.Konuyla ilgili görüşlerimizi ve /veya mûsîkiseverlerin görüşlerini sizlerle paylaşmaya dergimizin gelecek sayılarında da devam edeceğiz.

Bizim mûsîkimiz söze dayalı olduğuna göre güftelerin bu kadar basit ve sadece kafiye dikkatli şiirlerden oluşması ne derece doğru bir şeydir. Bestekâr denilen kişilerin bu konuya çok dikkat etmeleri gerekmez mi? Yine bu tür şeyleri halkımıza arz eden sorumluluk sahibi tüzel ve özel kuruluşların dikkat etmeleri ve bir denetim yapmaları gerekmez mi? Tabi ki bu konunun geniş kitleler ve musikiseverler tarafından uzun-uzun tartışılması ve sonucuna göre hareket edilmesi de önem arz etmektedir.

Hacı Ârif Bey Hüzzâm/Curcuna şarkısı. “Güzel gün görmedi âvâre gönlüm…” “ Fâik ül Âsâr” (Coşkun Bağır)

279 Der Fasl-ı Hüzzam

Şarkı Hacı Arif Bey

Güzel gün görmedi âvâre gönlüm
Neler çekti neler bî-çâre gönlüm
Muhabbetle serâpâ yâre gönlüm
Nakarat
Neler çekti neler bî-çâre gönlüm

Zavallı, gâh ölürdü yâr elinden
Gehî ağyâr-ı bed-hencâr elinden
Bu dehrin hâsılı her-bâr elinden
Eyzan

Aralık vermedi bir dem figâne
Bütün gün âh ederdi yâne yâne
Ânın çekdikleri gelmez beyâne 
Eyzan

Yine güftenin bugünki Türkçe ve uyaklı olarak şiirsel yazımını yapan Dr.Mesut ERSÖNMEZ beyefendiye de teşekkürlerimizi ve saygılarımızı arz ediyor ve tekraren  geçirdiği rahatsızlıktan dolayı geçmiş olsun dileklerimizi ve acil şifalar diliyoruz.

Güzel Gün Görmedi Bu Şaşkın Gönlüm
Neler Çekti Neler Bu Garib Gönlüm
Her Yanı Aşkından Yaradır Gönlüm
Neler Çekti Neler Bu Garib Gönlüm

Zavallı Ne Çekdi Yârin Elinden
Gün Oldu Bozguncu Elin Dilinden
Dünyanın Tükenmez Acı Derdinden
Neler Çekti Neler Bu Garib Gönlüm

Aralık Vermedi Hiç İnlemeye
Bütün Gün Yanardı Âh Diye Diye
Çektikleri Gelmez Ki Söylemeye
Neler Çekti Neler Bu Garib Gönlüm

Prof.Dr.Zeki ATKOŞAR ‘ın yazmış olduğu notaya aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Bir sonraki yazımızda buluşmak ümidiyle. Saygılarımla.

Yazıyı Hazırlayan: Coşkun BAĞIR

Not: Bu yazı “DÜŞÜNCE ve TARİH” Dergisinin Şubat 2020 sayısında yayımlanmıştır.