Saklı Güfteler – Gurûb etdi güneş dünyâ karardı

İrtihâlinin 135 nci sene-i devriyesinde büyük şarkı bestekârı-hânende Hacı Ârif Bey’in (1831-28 Haziran 1885) bilinen şarkılarını -latin harfleriyle- bilinmeyen ve/veya yayımlanmamış güfteleriyle sizlere sunmaya devam ediyoruz.

28 Haziran 2020 tarihi Hacı Ârif Bey’in irtihalinin 135 nci sene-i devriyesine tesadüf etmektedir. Biz de bu vesileyle yazımızda Hacı Ârif Bey’in çok bilinen, sevilen ; günümüzde de- bir güftesiyle- sıkça söylenen ve bazı kaynaklarda son bestesi olarak nitelenen (Beste tarihi: 7 Haziran 1885 olarak bilinmektedir.) “Gurûb etdi güneş dünyâ karardı” ilk mısralı Kürdî’li Hicazkâr/Curcuna şarkısının üç güftesiyle huzurlarınızdayız.

Bu önemli şarkının notasını -el yazması- üç güftesiyle düzenleyen sayın hocamız Prof. Dr. Zeki ATKOŞAR beyefendiye tekraren teşekkürlerimizi ve saygılarımızı arz ediyoruz. Bu özel çalışmaları için müteşekkiriz.

Şarkının güftesi aşağıda görüleceği üzere iki ayrı –matbu-şarkı mecmuasından alınmıştır. Birinci mecmua Hacı Ârif Bey’in talebesi, takipçisi hânende-bestekâr Şevki Bey’in (1860-1891) 1884 yılında yayımladığı “Nevâ-yı Şevk yahud Sedâ-yı Aşk” adını taşımaktadır. İkinci mecmua ise;sâzende-bestekârlarımızdan  Hacı Fâik Bey’in (Ö: 1891) 1882 yılında yayımladığı   “Fâikü’l-âsâr” adlı şarkı mecmuasıdır.

Nevâ-yı Şevk mecmuasından
Fâikü’l-âsâr mecmuasından

Hacı Ârif Bey Kürdî’li Hicazkâr/Curcuna şarkısı. “Gurûb etti güneş dünya karardı…” “Nevâ-yı Şevk, Fâik ül Âsâr” (C.Bağır)

Gurûb etti güneş dünya karardı
Gül-i bağ-ı emel soldu sarardı
Felek de böyle mâtemler arardı
    Nakarat
Gül-i bağ-ı emel soldu sarardı

Bırak bülbülleri ey çerh-i bî-dâd
Beni söylet sana lazımsa feryâd
Ki feryâdım ede dünyâyı ber-bâd
    Eyzan

Gönülde mevc urur nûr-i hayâli
Durur karşımda hâla gül cemâli
Nasîb olmaz mı mahşerde visâli
    Eyzan

Güftenin bugünki Türkçe ve uyaklı olarak şiirsel yazımını yapan Dr.Mesut ERSÖNMEZ beyefendiye de teşekkürlerimizi ve saygılarımızı arz ediyoruz.

Güneşim sönüyor dünyam karardı
Gönlümün şen gülü soldu sarardı
Felek de böyle mâtemler arardı
Gönlümün şen gülü soldu sarardı

Bırak bülbülleri zâlim felek sen
Beni söylet acı feryâd istersen
Feryâdım dünyayı yıkar temelden
Gönlümün şen gülü soldu sarardı

Gönlümü sarıyor nurlu hayâli
Gözümden gitmiyor yüzü gül gibi
Kavuştursa bâri mahşerde bizi
Gönlümün şen gülü soldu sarardı

Bazı nota arşivi kaynaklarında güftekârın Tanburi Hikmet Bey olarak gösterilmişse de bu mümkün görülmemektedir. Tanburi Hikmet Bey’in Tanburi Cemil Bey’in talebesi olması zamanlama bakımından bu şarkının güftekârı olamayacağını göstermektedir. Yine bazı nota arşivi kaynaklarında Niğdeli Hikmet Bey güftekâr olarak gösterilmişse de bir kaynağa dayanmamaktadır. Bu nedenlerle güftekârı Sayın Hocamız Prof.Dr.Zeki ATKOŞAR “Hikmet Bey” olarak kayda geçirmiştir.

Hacı Ârif Bey’in şarkılarıyla ilgili yaptığımız ve yayıma hazırlamaya çalıştığımız araştırmamızda:

143 notalı eksik güfteli şarkısına ulaşılabilmiş,105 adet de makamı ve güftesi bilinen; notası bulunamayan şarkısına ulaştığımızı arz etmeliyim.(Bilinmeyen güfteleri olmayan şarkılar dahil edilmemiştir.) Mevcut nota arşivlerinde ise 278 eseri mevcuttur.Dileğimiz bütün eserlerinin notasıyla birlikte bulunarak musiki tarihimize ve arşivlerimize kazandırılmasıdır. Bilindiği üzre bazı kaynaklarda bin, bazı kaynaklarda iki bin eserinin olduğu yazılıdır.

Tarihçi-Müzikolog-Bestekâr Yılmaz Öztuna (20 Eylül 1930-9 Şubat 2012)Hacı Ârif Bey’i Türk Musikisinde “Romantik Dönem’i” başlatan bestekâr olarak vasıflamaktadır. Öztuna’ya göre “Romantik Dönem” Türk Musikisinin 1850 den itibaren başlayan ve devam eden bir dönemi olarak görülmelidir. Günümüzde de musikişinaslar şarkı bestekârlarının üzerinde Hacı Ârif Bey tesirlerinin devam ettiği yönünde genel bir mutabakata sahiptirler. Şüphesiz Cumhuriyet dönemi Türk Müziği bestekârlığı bu etkinin izlerini taşımaktadır.

Prof.Dr.Zeki ATKOŞAR ‘ın yazmış olduğu notaya aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Bir sonraki yazımızda buluşmak ümidiyle. Saygılarımla.

Yazıyı Hazırlayan: Coşkun BAĞIR

Not: Bu yazı “DÜŞÜNCE ve TARİH” Dergisi’nde geçen yıl yayımlanmıştır.