Saklı Güfteler – Efzûn oluyor günden güne bu hâl-i melâlim

İrtihâlinin 135 nci sene-i devriyesinde büyük şarkı bestekârı-hânende Hacı Ârif Bey’in (1831-28 Haziran 1885) bilinen şarkılarını -latin harfleriyle- bilinmeyen ve/veya yayımlanmamış güfteleriyle sizlere sunmaya devam ediyoruz.

Bu yazımızda Hacı Ârif Bey’in “Efzûn oluyor günden güne bu hâl-i melâlim…” ilk mısralı Hicaz/Sengin Semâi  şarkısını iki güftesiyle ve sayın hocamız Prof.Dr.Zeki ATKOŞAR’ın yeniden düzenlediği -el yazması- notasıyla takdim ediyoruz. Sayın hocamız şarkının notasının altına yaptığı açıklamada şöyle diyor:

“Güftenin ilk mısra’ı, bu durumda bir hece fazla olduğundan vezin ile tam uyuşmamaktadır. Hânende Mecmûası, s.347’de ilk mısra “ Gündengüne efzûn oluyor hâl-i melâlim ” şeklindedir ki, bu durum vezin açısından daha doğrudur. Nitekim; çeşitli notalardaki “ilk mısra takdim-tehîr ile okunmaktadır” notu da görüşü desteklemekedir.” Sayın hocamıza bu vesile ile tekraren teşekkürlerimizi ve saygılarımızı arz ediyoruz. Şarkının güftesi Ali Galib Bey’in 1895 yılında yayımladığı “Gıdâ-yı Rûh” adlı mecmuadan alınmıştır.

Hacı Ârif Bey Hicaz/Sengin Semâî şarkısı. “Efzûn oluyor günden güne bu hâl-i melâlim…” “ Gıda-yı Rûh’dan” alınmıştır.(C.Bağır)

Hacı Arif Bey:

Efzûn oluyor günden güne bu hâl-i melâlim
Sahrâ-yı gama saldı yine çeşm-i gazâlim
Olmaz mı aceb vuslatına çâre a mâhım

  Nakarat
Sahrâ-yı gama saldı yine çeşm-i gazâlim

Firkat oduna yaktı dîl ü cânı ne çâre
Dünyâda düşen var mıdır hiç ben gibi yâre
Cevrin çekemez oldu gönül gözleri kâre

  Eyzan
Sengin Semâî;

Güftenin bugünki Türkçe ve uyaklı olarak şiirsel yazımını yapan Dr.Mesut ERSÖNMEZ beyefendiye de teşekkürlerimizi ve saygılarımızı arz ediyoruz.

Artıyor günden güne bu gönül üzgünlüğüm
Âh ile gam çölüne düşürdü ceylan gözlüm
Bilmem çâre olmaz mı bir olmaya ayyüzlüm
Âh ile gam çölüne düşürdü ceylan gözlüm

Yaktı cânı gönlümü ayrılığı ne çâre
Var mıdır hiç dünyada ben gibi düşen yâre
Derdin çekemez oldu gönül gözleri kāre
Âh ile gam çölüne düşürdü ceylan gözlüm

Sizlere Sadi Yaver Ataman’ın “Mehmet Sadi Bey” kitabından ve Hacı Ârif Bey’in kısa biyografisinde yer alan bir bölümünü -dergimizin geçen ayki sayısında yer alan bölüme ilave olarak-nakletmek istiyorum:

(…)

“Hacı Ârif Bey’in ölümü hakkında da değişik söylentiler vardır. Abdülhamit zamanında dördüncü defa saraydan çıkarılarak, Zincirlikuyu’daki çiftliğinde geçirdiği münzevi hayat, onu daha da üzüntüye kaptırmış, bir kalp krizi sonucu dünyaya gözlerini kapamıştır. (28 Haziran 1885)… Başka bir söylenti ise; “Hacı Ârif Bey, Sultan Hamit’in üvey annesi Perestü Valide Sultan’ı ziyaret ediyor, iltifat görüyordu. Ölümünden bir yıl önce, tutulduğu kalp hastalığı ile büsbütün asabiyete kapılan ünlü bestekâr, adeta yaşamaktan zevk almaz olmuştu:

Gûrûb etti güneş dünya karardı
Gül-i bağ-ı emel soldu sarardı
Felek de böyle mâtemler arardı
Gül-i bağ-ı emel soldu sarardı

Güfteli, kürdili hicazkâr şarkısını (şarkı üç güftesiyle ve yeniden yazılmış notasıyla dergimizin Haziran 2019 sayısında yayımlanmıştır, CB’nin notu) besteledikten bir süre sonra, tatlı bir haziran günü (28/Haziran/1885) sarayda Müzika-i Hümâyun’daki odasında talebeleri arzsında ve pğlu Cemil Bey’in kollarında, bir kalp krizi geçirerek, henüz genç sayılacak bir yaşta (54 yaşında) Hak’ka yürümüş. Beşiktaş’ta Yahya Efendi Dergahı’na gömülmüştür. (Bizim Anadolu)

Sadi Yaver Ataman’ın kitabından alıntılara önümüzdeki yazılarımızda da devam edeceğiz.

Prof.Dr.Zeki ATKOŞAR ‘ın yazmış olduğu notaya aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Bir sonraki yazımızda buluşmak ümidiyle. Saygılarımla.

Yazıyı Hazırlayan: Coşkun BAĞIR

Not: Bu yazı “DÜŞÜNCE ve TARİH” Dergisi’nde 2020 yılı Temmuz ayında yayımlanmıştır.