Muzaffer Sarısözen kimdir?

Muzaffer-Sarısözen-4
  • Doğum Tarihi: 1899
  • Doğum Yeri: Sivas
  • Ölüm Tarihi: 04.01.1963
  • Defnedildiği Yer: Ankara – Cebeci Asri Mezarlığı

“Saçlı Efendiler” diye bilinen Sarı Hatipzadeler’den Şeyh Hüseyin Hüsnü Efendi ile Zeliha Hanım’ın 5 erkek çocuğunun en küçüğü olarak 1899 yılında Sivas İli’nin Cami-i Kebir Mahallesi’nde doğdu. Mehmet Rüştü (1882-1951), Sırrı (1883-1960), Mehmet Fehmi (1887-1941), Abdülkadir (1896-1973) ve Muzaffer (1899 – 1963) olmak üzere 5 kardeştirler.     

Beş erkek kardeş de müziğe yatkındı. Yanı sıra Kemal ve Abdülkadir Sarısözen şiir de yazmaktaydı. Muzaffer Sarısözen’in çocukluk yıllarını yaşadığı o dönemlerde, saz çalmak aile büyükleri arasında pek de makbul karşılanmıyordu. Bu nedenle Sarısözen kardeşler, Sivas’taki evlerinin üst çatı katında, Ud, Keman, Bağlama, Tanbur gibi sazlarını koydukları  bir bölme oluşturdular ve burada saz çaldılar.     

İlkokulu Sivas’ta bitirdikten sonra, lise öğrenimine Sivas’ta başladı. Ancak öğrenimini tamamlamadan Sivas Valiliği tarafından müzik öğrenimi görmesi için İstanbul Belediye Konservatuarı’na gönderildi. Burada Konservatuar Müdürü Yusuf Ziya Demircioğlu’yla birlikte folklorla ilgili çalışmalar yaptı. Daha sonra Sivas’ta müzik öğretmenliği yanısıra halk müziği ve oyunlarıyla ilgili derleme çalışmalarını sürdürdü. Sarısözen, 1930 yılının Eylül ayında Milli Eğitim Müdürü olan Ahmet Kutsi Tecer ile tanıştı. Tecer, Muzaffer Sarısözen ile tanıştıktan sonra 1930 da “Halk Şairlerini Koruma Derneği”ni kurdu ve Sarısözen de buraya genel katip oldu. İlk halk şairleri bayramı 1930 yılında yapıldı. Bayram sonunda çıkarılan “Sivas Halk Şairleri Bayramı” adlı broşürde Sarısözen, “Sivas Halayları” başlıklı yazısını yayınladı ve halayların notalarını koydu. Bu büyük bir ihtimalle bizde halaylar hakkında yazılmış ilk notalı makale oldu. Halk oyunlarından halaylarla ilişkin ilk yazılar Sarısözen’in imzasıyla 1930’lu yıllarda bazı gazete ve dergilerde yayımlanmaya başladı.   

 

Muzaffer-Sarısözen-2

17 Ağustos 1937 tarihinde Halil Bedii Yönetken, Ulvi Cemal Erkin, Hasan Ferit Alnar, Necil Kazım Akses ve teknisyen Arif Etikan’dan oluşan grup Ankara’dan Sivas’a derleme yapmak amacıyla gittiler. Ahmet Kutsi Tecer, Halil Bedii Yönetken’e Sarısözen’i tavsiye ederek gruba katılmasını söyledi.. Böylece türkülerin resmi olarak değerlendirilmesi Maarif Vekili Saffet Arıkan’ın zamanında başlamış oldu. Derleme Grubu, Almanya’dan getirilen “Saca” markalı hem elektrik hem de akü ile çalışan alıcı ve verici ses kaydeden makinelerle çalışmaya başladı. Konservatuvarın folklor arşivindeki 10.000 ezginin derlenmesinde, fişlerin doldurulmasında, onun bitmek tükenmek bilmeyen sabır ve azmi büyük rol oynadı.  

Muzaffer Sarısözen, 1938 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı (Ankara Musiki Muallim Mektebi) Folklor Arşivi’ne atandı. O yıllarda “Milli Musiki Sanatkarları Kolu” adıyla Türk Halk Müziği ve Klasik Türk Müziği birlikte yürütülmekteydi. Sarısözen, o yıllarda Ankara Radyosu’na gelip zaman zaman programlar yapan yöre sanatçılarını bir araya getirip ilk halk müziği programlarını başlattı.      

Muzaffer Sarısözen, Ankara Devlet Konservatuvarı Folklor Arşivi’ndeki görevi sırasındayken başlattığı tarih ve halk oyunları öğretmenliğini uzun yıllar sürdürerek, pekçok öğrencinin bu alanda yetişmesini sağladı.      

1940 yılından sonra zamanla artan halk müziği yayınları 1941 yılının sonlarına doğru Klasik Türk Müziği Korosu’ndan ayrılarak Sarısözen yönetiminde “Bir Türkü Öğreniyoruz” ve “Yurttan Sesler” adı altında çalışmalarına başladı. Böylece Türkiye Radyolarının ilk Yurttan Sesler Topluluğu, Muzaffer Sarısözen’in öncülüğünde resmen kurulmuş oldu. Vedat Nedim Tör ve Mesut Cemal Bey’in daveti ile Yurttan Sesler Topluluğu’nun başına Muzaffer Sarısözen resmen getirildi. 1946 yılında Yurttan Sesler Topluluğu’nu çalıştırmaya başlayarak, derlenen türküleri koro üyelerine öğreterek, yayınlara başladı. Programlar büyük ilgi gördü. 1953 yılında İzmir Radyosu’nda, 1954 yılında İstanbul Radyosu’nda “Yurttan Sesler” topluluklarını kurarak halk türküleri ve oyunlarının yurt çapında sevilmesi ve tanıtılmasında büyük rol oynadı.

1943 yılında, Muzaffer Sarısözen, Halil BediiYönetken ve Rıza Yetişen’den oluşan grup Tokat, Amasya, Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon’da, 1944 yılında Elazığ, Tunceli, Bingöl ve Muş’ta, 1945 yılında Ankara, Çankırı, Yozgat ve Kırşehir’de, 1946 yılında İçel, Antakya ve Antalya’da, 1947’de Çanakkale, Bursa ve Tekirdağ’da, 1948 yılında Bolu, Sinop ve Zonguldak’ta, 1949 yılında Bilecik ve Eskişehir’de, 1950 yılında  Van, Kars, Çorum ve Ağrı’da, 1951 yılında İzmit’te, 1952 yılında İzmir, Siirt, Mardin ve Bitlis’te derlemeler yaptılar. 

Sarısözen, derleme gezilerinde kendi çabası ve emeği ile topladığı Bağlama, Cura, Ney, Çifte Kaval, Kemençe, Kaval, Tulum, Davul, Zurna, Tef, Darbuka vs. bir çok halk sazından bir kolleksiyon da oluşturdu. Ayrıca derleme gezileri sırasında kaynak kişiler ile halk oyunlarını görüntüleyen fotoğraflardan bir resim albümü oluşturdu. Muzaffer Sarısözen’in, türkü ve oyun havalarının derlenme ve notaya alınmasının yanı sıra ülke düzeyinde yaygınlaştırılması ve tanıtılması konusunda da folklorumuza ciddi katkıları oldu.     

1950 yılında İtalya ve İspanya’daki Avrupa Uluslararası Raks Müsabakalarına, Türkiye’den ilk kez halk oyunları ekipleri (Erzurum Bar Ekibi ve Davulcu Kara Yılan, Zurnacı Mümtaz Ardıç ) Sarısözen’in başkanlığında gönderildi. Madrid’te 68.000 kişinin önünde, Biariz ve San Sebastian’da yapılan 5 yarışmada ekip birinciliğini aldılar. 

1952 yılında bir bankanın kurduğu halk oyunlarını yayma ve yaşatma kurumunda da önemli görevlerde bulundu. Muzaffer Sarısözen’e kadar radyolarda düzenli ve programlı halk müziği çalışmaları olmamıştı. Yurttan Sesler Topluluğu’nu kurduktan sonra, programlarına kaynak kişileri ve bölge sanatçılarını da davet ederek, onları hem tanıttı hem de yeni türküler derledi. Muzaffer Sarısözen Yurttan Sesler Topluluğu’nu yetiştirerek, ilk koral halk müziği icrasını başlatmıştır. İlk “toplu bağlama çalma geleneğinin” uygulayıcısı olmuştur.

Muzaffer Sarısözen, 1941 yılında Yurttan Sesler Topluluğu’na katılan Neriman Altındağ Hanım ile tanıştı ve 1951 yılında evlendiler. 1952 yılında da oğulları Memil Sarısözen dünyaya geldi. Türkiye’de az sayıda yapılan halk müziğine ilişkin basılı yayınların başında, 1926’da İstanbul Belediye Konservatuvarı’nın yayımladığı 14 defter durumundaki “Anadolu Halk Şarkıları” adlı kitapların dışında önemli bir yayın olarak, Sarısözen’in 1941 yılında yayımladığı “Seçme Köy Türküleri” adlı kitabı gelmektedir. Sarısözen daha sonra, 1952 yılında “Yurttan Sesler”, 1963 yılında da günümüzde halk müziği ile ilgili önemli bir kaynak olan “Türk Halk Musikisi Usulleri” adlı kitabını yayımladı.     

Sarısözen, ilk Türk Halk Müziği toplu çalışmalarına başladığı yıllarda bağlamaların ses perdelerinin eşit olmasını sağlamaya çalışıp, koma seslere ayrı numara verdi.      Özellikle halk müziğine ilişkin görüşlerini çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlayıp, genç kuşağı halk müziğinin derlenmesi, araştırılması ve tanıtılması konusunda özendirmeye çalıştı.     

Sarısözen, 1962 yılında prostat rahatsızlığından dolayı Devlet Demiryolları Hastanesi’ne yattı. Burada ameliyat olacağını öğrenince diğer doktorlara tercihen özellikle kendisinin öğrencisi olan bir operatöre ameliyat oldu. Daha sonra ağabeyi Abdulkadir Sarısözen’in evine çıktı. Tekrar rahatsızlandığında Ankara Hastenesi’ne kaldırıldı ve maalesef sağlığına kavuşamayarak 4 Ocak 1963 yılında vefat etti. Ankara Asri Mezarlık’ta büyük bir törenle defnedildi.

Yazıyı Hazırlayan:  Gürsoy BABAOĞLU