Laika Karabey kimdir?

Doğum Tarihi: 1907
Doğum Yeri: Suudi Arabistan – Asir
Ölüm Tarihi: 19.12.1989
Defnedildiği Yer: İstanbul – Zincirlikuyu Mezarlığı

Tanburi Laika Karabey bir röportajında musiki hayatını şu cümlelerle anlatmış:

Babam öldüğü zaman çok küçüktüm. 6 yaşlarında idim. Bu durum bana çok tesir etti ve zafiyet geçirmişim. Doktorlar da bir şeyle meşgul edin demiş. Annem de musikiyi sevdiği ve kendi de uğraştığı için benim de musiki ile uğraşmamı düşündüler. O zamanlar Dârülbedâyi’nin müzik kısmı vardı. Dayım da orada biraz selâhiyetli biri idi. “Ben söyleyeyim, seni oraya yazdırsınlar” diye bahis geçti. Annem ile gittik ve piyano çalmak istedim, yer yok dediler. Annem keman dedi, onda da yer yok dediler. O sırada merdivenden tanbur çalan Müzeyyen (Hüznü?) hanım, elinde tanburla iniyordu. Ali Rifat (Çağatay) Bey de orada idarede idi. Hemen anneme döndü ve “Efendim. madem ki çok sevdiğim bir insanın yakınısınız, Tanburi Cemil Bey gibi bir üstad buradayken neden miniği tanbura başlatmıyorsunuz?” dedi. Annem gayet tabiî Tanburi Cemil Bey’den ders almamı istiyordu. Hemen Ali Rifat Bey bizi aldı ve Cemil Bey’in odasına girdik. Tanburi Cemil Bey hayal şeklinde hatırladığım kadar; solgun benizli, daima önüne bakan, başını kaldırmadan konuşan bir kimseydi. Bir baktı; Ali Rifat Bey o selis ifadesiyle “üstadım sana mini mini müstakbel bir tanburi getiriyoruz, tanbur çalmak istiyor” deyince, Cemil Bey pek mütehassıs oldu. “Bu mini mini mi tanbur çalacak?” dedi fakat benim yüzüm asıktı. Bir şey bildiğimden değil zaten çocuğum. tanburun biçimini sevmemiştim. Hemen elime tanbur verdiler. Çalmamak için “elim yetişmiyor efendim” dedim. Tanburi Cemil Bey bana döndü ve “ben sizin gibi mini mini bir tanbur ısmarlar, yaptırırım” dedi. Hiç sesimi çıkartmadım. Benim hevesli olmadığımı anlayan Cemil Bey “niye keman çalmak istediniz?” dedi. Orada hazırcevaplık yapmışım “yaylı saz olduğu için” dedim. Cemil Bey tabladan bir kibrit çöpü aldı, tanburun eşiğine koydu, kemençenin yayıyla da tanburu çaldı. Ben o zaman çok sevdim, annem hele mest oldu. Annem sözünü geçiren bir insandı o andan sonra çaresiz kaldım. Cemil Bey ile kalkıp Vasil’e gittik ve bir tanbur ısmarladık. O tanbur hâlâ evimdedir. Bir çok yangın atlatmamıza rağmen o tanburu bütün bâdirelerden kurtardım. Nihayet tanbura başladım ancak tam tanburu sevmeye başladığım sıralarda Dârülbedâyi kapandı. Uzun müddet tanbur hocası bulamadık ancak Leon Hancıyan’dan nota ve usûl dersleri almaya başladım.

Şark Musiki Heyeti’nin açılmasının ardından musiki eğitimine devam eden Laika Karabey o günleri şu sözlerle anlatıyor:

Leon Hancıyan ve arkadaşlarının Şark Musiki Cemiyeti’ni açmasıyla tanbur derslerine burada devam ettim. Hafız Ahmet Irsoy, Kaşıyarık Hüsameddin, Üsküdar’lı Ziyâ Bey, Udi Nevres Bey, Reşat Bey, Ali Rifat Çağatay Münir Nurettin Selçuk, Refik Fersan gibi devrinin önemli insanları burada birleşti. Hoca olarak Tanburi Cemil Bey’in ablasının oğlu Hikmet Bey geldi, hakikaten çok kıymetliydi. Hâlâ kulağımdadır. “Bir insan sazına hakim olmak için bir eseri yedi perde üzerinden çalmalıdır” derdi. Böyle bir mefhum o dönemlerde Türkiye dahilinde yoktu, notayla çalan yoktu. Bende hâlâ el yazıları durur, bazı bestelerimizin aruz ile münasebetini alt alta yazarak gösterirdi. Tanburumda yirmi iki perde vardı o zaman. Demek ki “dik bûselik” ile “dik acemaşîran” yoktu. Diğer perdelerin hepsi vardı. Hicaz ve Nihâvend’i ayırırdı o zaman, ayrı perdeler bağlardı. Bütün istifademi Hikmet Bey’den ettim. “Cemil Bey” konserine talebe iken iştirak ettim.

İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda Hüseyin Sadeddin Arel’in nazariyat dersleri vermeye başlaması üzerine Türk Musikisi’nin inceliklerini öğrenme imkânı bulan Laika Karabey, Sadeddin Arel’den edebiyat, nazariyat, Farsça ve armoni dersleri aldı. Konservatuvarda açılan muavinlik sınavını kazanan sanatçı beş yıl süreyle Hüseyin Sadeddin Arel’in yardımcılığını yapmış ve nazariyat derslerine girmiştir. İstanbul Belediye Konservatuvarı İcrâ Heyeti’nde de görev yapan Laika Karabey, 1948 yılında icra heyetinden istifa etmiş ve İleri Türk Musikisi Konservatuvarı’nın kuruluşundan sonra nazariyat, armoni, tanbur dersler vermiştir. İstanbul Radyosu’nda saz eserleri programlarında tanburuyla, İleri Türk Müziği Musikisi Konservatuvarı Korosu kayıtlarında da şef olarak görev almıştır.

1948 yılında yayın hayatına bağlayan Musiki Mecmuası’nda önemli inceleme ve araştırma yazılar yayınlayan sanatçı, uzun yıllar Amerikan Kız Koleji ile bazı azınlık okullarında ve Saint Michel’de musiki, edebiyat ve genel kültür dersleri vermiştir. Bestekâr olarak günümüze iki peşrev, bir saz semâisi ve dört şarkısı ulaşmıştır.

Yararlandığı kaynaklar:
🔸 Laika Karabey röportajı (12.04.1971)
🔸  Bizim Yıldızlar Ansiklopedisi – Zeki Tükel
🔸 Türk Mûsikîsi Tarihi, 2. Cilt – Nazmi Özalp

Sanatçımızla ilgili daha fazla bilgi sahibi iseniz “Kaynak Kişi” olarak katkılarınızı bekliyoruz. Bilgilerinizi E-posta aracılığıyla veya İletişim sayfasından bize iletebilirsiniz.