Hasan Özçivi kimdir?

Hasan-Özçivi
  • Doğum Tarihi: 1925
  • Doğum Yeri: Adana
  • Ölüm Tarihi: 21.08.1986

Musikiye küçük yaşlarda heves eden Hasan Özçivi, ilk musiki eğitimine Adana’da Yusuf Kanlıer’den keman dersleri alarak başladı. Keman’daki kabiliyeti dışında Adana’da yerel sanatçıların düzenlediği meşklere sesiyle katılarak bilgisini iletletti.

Bir yandan Kemani Salih Somuncu ile solfej ve keman dersleri alırken bir yandan da gazinolarda ses sanatçısı olarak program yapmaya başladı. Adana’da edindiği bilgisi ve başarıların ardından Ankara’daki gazinolardan teklif alması üzerine Ankara’ya yerleşti.

1949 yılında Fahri Kopuz’un isteği üzerine girdiği Ankara Radyosu imtihanını keman sanatçısı olarak kazanan sanatçı yıllarca TRT Radyoları’nda hizmet verdi. Fahri Kopuz, Ruşen Ferit Kam ve Suphi Ziya Özbekkan Ankara Radyosu’nda eğitim aldığı hocalarıdır.

Anı: Hasan Özçivi, Ruşen Ferti Kam ile birlikte bir sanatçı arkadaşına refakat ederken Uşşak keman taksimi yapar. Ses sanatçısı canlı yayında  dalgınlıkla eserin ilk üç mısrasını atlar ve eseri icrâ etmeye başlar. O sırada Ruşen Ferit Kam işaretle Hasan Özçivi’ye tekrar taksim yapmasını söyler. Özçivi yeniden taksim yapmaya başlar. Sanatçı o an çok korktuğunu ve bu olayı hiç unutamadığını söyler.

Radyo ve sahne çalışmaları dışında gerek kendi bestelediği eserlerle gerekse diğer bestekârların eserlerinden 40’a yakın plak da dolduran Hasan Özçivi, Türk Musikisi repertuvarına bestelediği on beşe yakın sözlü eser ile üç saz eseri kazandırmıştır. En bilinen eseri Kürdi’li Hicazkâr makamında bestelediği “Nice Sevdi Nice Yandı Nice Bağlandı Gönül” mısraı ile başlayan eser olup bestelediği Hicaz makamındaki son eserini ise Mitat Karagenç taramıza ulaştırmıştır. Mitat Karagenç, bestekâr Hasan Özçivi ile tanışmasını şöyle aktardı:

Ben Hacettepe Üniversite Korosuna giderken Hasan Özçivi bizim koromuza gelir, keman çalardı ama şahsen tanımıyordum. Hep ismini duyardım. Hasan Özçivi’yi tanıdığımda onun sık sık yatarak tedavi gördüğünü söylediği Ankara Ulus Hastanesinde laboratuvarda çalışıyordum. Her gün düzenli olarak odasına gider ” hocam bir ihtiyacınız var mı ? Yarın gelirken getirebilirim ” diye sorardım. Bir gün bana dedi ki ” sadece bir şeyler karalayabilmek için basit bir nota defteri istiyorum ” dedi. Ertesi gün sabah defteri bırakmak için ziyaret ettiğimde yanında da refakatçisi olan bir hanımefendi vardı. Eşi olduğunu söylediği hanımefendi ayakta durduğu yerden gülümsedi. Çok fazla kalp rahatsızlıkları olduğunu ve eşinin ona çok yardımcı olduğunu anlattı. Anlatırken ağlıyordu, çok nazik bir anlatımı vardı ve son derece duygusaldı. İlerleyen günlerde tekrar ziyaret ettiğimde o sırada eline kemanını aldı ve o sihirli parmaklarıyla küçük bir hicaz dolaşıp önündeki aldığım nota defteriyle  yeni yaptığım dediği eserini çalıp söyledi. Ağlayarak bitirip notanın üstüne ” Pek çok sevdiğim kardeşim Mitat Karagenç Beyefendiye 18.2.1986 ” yazıp, imza atarak bana uzattı. Hiçbir yerde olmayan ve bilinmeyen bir Hicaz eser yapmıştı. Ertesi ay tayinim nedeni ile İzmir’de geldim. Ben İzmir’e geldikten 5 ay sonra vefat haberini aldım. Yıllardır kaybolduğunu düşündüğüm bu değerli hatırayı 33 sene sonra çok iyi şekilde buldum. Eserin Mehmet Erbulan’a ait olan güftesi ise şöyledir;

İçime bir kor düştü, görünce ben güzeli
Kuş gibi okşamalı, incitmeden sevmeli
Kim yanmaz görse seni, kim sevmez sen güzeli
Kuş gibi okşamalı, incitmeden sevmeli

Katkı Sağlayanlar: Mert Yılmaz, Mitat Karagenç | Yazıyı Hazırlayan:  Sefer KARABÜK  

Yararlandığım kaynaklar:
🔸  Yılmaz Pakalınlar ile kişisel görüşme
🔸  Hasan Oral Şen ile kişisel görüşme

Sanatçımızla ilgili daha fazla bilgi sahibi iseniz “Kaynak Kişi” olarak katkılarınızı bekliyoruz. Bilgilerinizi E-posta aracılığıyla veya İletişim sayfasından bize iletebilirsiniz.