Fikriye Şakrakses kimdir?

Doğum Tarihi: 1903
Doğum Yeri: İstanbul

Fikriye Şakrakses’in musiki hayatını size kendi anlatımından aktarıyoruz;

Yakın aile dostumuz olan hocam merhum Muhlis Sabahattin Ezgi, bana sık sık şarkılar okutur; “Bu çocuğun sesi güzel olacak.” derdi. O zaman altı yaşıda idim… Aradan, bir iki yıl geçmişti. Çocuk şarkıları; talebe derslerine intikal etmişti. Musiki ile meşguliyetim, bu tarihten başlar. Bilâhare seneler sonra evlendim. Eşim olan Vedat Örfi Bengü’nün Balo Kaçakçıları operetiyle sahne hayatına atıldım. Hocam Muhlis Sabahattin Bey, sahnede muvaffakiyetimi görünce benimle daha fazla meşgul olmaya başladı. Bu sırada memleketimize bir Fransız heyeti gelmiştir. Onlara bir kaç temsil vermiştik. O zamanlar, Fransızlar benimle çok yakından ilgilendiler ve bundan sonra hocamın iki eserini plağa okudum. (Ayşe Opereti’nden Gel Okşa Beni ve Titriyorken Dudaklarımda Adın) İşte bu iki eser, sanat hayatımda yeni bir merhale oldu. Kısa bir zaman sonra, Sahibinin Sesi firması beni baş muganniye olarak angaje etti ve bu suretle hem sahne, hem de ses sanatkârlığına atılmış oluyordum.

Hocamın bütün operetlerini severim. En fazla sevdiğim operet “Ayşe”dir. O, üç bakımdan tam bir eserdir. Ayşe operetinin, bilhassa büyük bir hâtıra taşıyan tarafı, benim için yapılmış olmasıdır. Rahmetli hocam, Muhlis Sabahattin bana, kâh Fikriye kâh Ayşe derdi. Muhlis Sabahattin; Ayşe, Fatma, Çoban Kızı gibi isimlere bayılırdı. Bu isimler, bütün pastoral güzellikleriyle hocanın gönlünü almıştı. Onun için, bana bu ismi vermiştir. Ve böyle bir operet yapacağını sık sık söylerdi.

Hammamîzâde İsmâil Dede Efendi, Üçüncü Selim, Sadullah Ağa ve Mustafa Çavuş’un eserlerini çok severim. Üçüncü Selim’in “Ab ü Tâb ile Bu Şeb Hâneme Cânân Geliyor” ile Dede Efendi’nin Milli Yegâh bestesini çok severim.

Rahmetli Atatürk’ün huzurunda Ayşe Opereti’ni oynadığımız gece en çok neş’elendiğim, unutulmaz bir gün olmuştur. O zamanlar; Süreyya Paşa’nın delâletiyle hocalarımın idâretinde Süreyyâ Opereti teşekkül etmişti. Muvaffakiyetli temsilleriyle, her tarafta takdir ediliyordu. Bir gün, Muhlis Sabahattin sevinçli ve heyecanlı bir hâlde geldi: “Gazi hazretleri, Dolmabahçe Sarayı’nda bizden “Ayşe Opereti”ni istiyorlar ona göre hazırlanın” dedi.

O gece duyduğum heyecanı hiç unutamayacağım. Ayşe’yi ben oynuyordum. Yâni, baş rol bende idi. Bilhassa: “Gel Okşa Beni, Hep Sen Sev Ayşe’ni” mısralarını okurken, göz ucu ile Atatürk’e baktım. Fakat heyecandan az daha şaşıracaktım. Temsil bittikten sonra, Atatürk şahadet parmağıyla işaret ederek: “Ayşe gel bakalım buraya” dediler ve hepimize ayrı ayrı iltifat ettiler. İşte sanat hayatımda parlak bir hâtıra olarak dâima yaşayacak en sevinç duyduğum an. Bir sürü muvaffakiyetlerle dolu temsil hayatımızdan sonra bir müddet sonra sahneden ve sanattan uzak yaşadım.

1927 yılında İstanbul Radyosu’nun ilk yayınlarına katılan ve plaklara sesi kaydedilen ilk Türk kadın ses sanatçımızdır. 1942 yılından sonra sanat yaşamını bırakmıştır.

Yazıyı Hazırlayan : Sefer KARABÜK

Yararlandığım kaynaklar:
🔸  Bizim Yıldızlar Ansiklopedisi – Zeki Tükel
🔸  Git Zaman Gel Zaman – Cemal Ünlü

Sanatçımızla ilgili daha fazla bilgi sahibi iseniz “Kaynak Kişi” olarak katkılarınızı bekliyoruz. Bilgilerinizi E-posta aracılığıyla veya İletişim sayfasından bize iletebilirsiniz.